Bu aralar pek sık bloguma yazamıyorum bildiğiniz gibi. Ama gün geliyor coşmak istiyorum, işte bunun sonucunda daha önce olmadığı kadar taslağım oldu. Normalde ben yazılarımı taslak olarak bırakmayı pek sevmiyorum. Oturduğumda o yazı biterdi. Ama iş olayı filan derken artık kaydediyorum, sonra devam ediyorum.
Şu sıralar sonbaharın gelişini “pek” kutlamıyoruz sanırım. Ben gala güneşli havalar beklerken İstanbul bugünlerde pek bir ıslak. Ama şikayetim var mı? Hayır yok. Yağmur yağarken şemsiyem açık bir şekilde sokaklarda yürürken bir yandan da müzik dinlemek çok güzel bir duygu. Hatta dün işe giderken bineceğim durağı es geçerek diğer durağa kadar yürüdüm, çok hoşuma gitmişti rüzgarın esintisi. Ama daha güzelini metroda yaşadım.
Osmanbey metrosuna indiğimde o kadar güzel bir rüzgar karşıladı ki beni anlatamam. Arkadaşım da yanımdaydı ve hemen fotoğraf makinesi çıkartarak fotolarımı çekti. O esinti, benim deli gibi gülümseyen halim ve ortam birleşince ortaya çok güzel kareler çıktı.
Osmanbey metrosuna indiğimde o kadar güzel bir rüzgar karşıladı ki beni anlatamam. Arkadaşım da yanımdaydı ve hemen fotoğraf makinesi çıkartarak fotolarımı çekti. O esinti, benim deli gibi gülümseyen halim ve ortam birleşince ortaya çok güzel kareler çıktı.
Onun dışında telefonum “pert” oldu. Zaten değiştirmeyi düşünüyorum yeni yılda, biraz daha erkene çektim. Ayrıca artık iPhone’a geçme zamanı geldi. O yüzden bugün yarın yeni telefonuma kavuşuyorum. Eskiden deli gibi mesajlaşır ve arkadaşlarımla konuşurdum. Sonra bana bir haller oldu ve telefona hiç önem vermemeye başladım. Eve geliyorum, çıkartıp bir köşeye atıyorum ve çalana kadar öyle kalıyor. Olayım bu aynen!
2011 benim için gerçekten çok güzel geçti. Mezun oldum okulumdan, sonra hemen iş bulup çalışmaya başladım. Ailemle çok güzel anlar geçirdik, ayrıca yeni bir ilişkiye yelken açtım (daha tam adı konulmasa da hızlıca ilerliyoruz) Keyiften başka bir olmadı bu yıl, feci güzeldi o yüzden. Doğum günü dileğim de aynı olayların yeni yılda da tam gaz devam etmesiydi zaten. Umarım hepiniz için böyle olur, süper günler geçirirsiniz.
Bayram yaklaşıyor ve ben bir kez daha memleketime gideceğim. Zonguldak’ı çok seviyorum. Orada hep mutlu oluyorum, yeni yerler keşfediyorum ve ailemi görüyorum. Anneannemi ve dedemi göreceğim için çok heyecanlıyım. İkisi de çok tontiş ve harika insanlardır. Dedem ilerleyen yaşına rağmen hala deli gibi siyaset konuşur mesela, onunla politika hakkında konuşmayı çok seviyorum. Ayrıca benim gibi tam bir Galatasaraylı’dır, sohbeti de süperdir. Anneannem de ise hep harika hikayeler olur. Beni bu yaşıma rağmen dizine yatırır ve geçmişten hikayeler anlatır. Annem hakkında hep bilmediğim komik şeyleri ondan duyarım. Biz tam 23 kuzeniz, içlerinde en küçük benim. O yüzden anneannem hep bebek gibi davranır :)
Geçen gün bu şarkıyı keşfettim, filmi izlemediğim için biraz geç oldu. (Ama en kısa zamanda izleyeceğim) Nasıl mükemmel bir müzik anlatamam. Aslında 2. Nota yazısına koyacaktım ama dayanamadım. Çok sevdim, özellikle otobüste filan dinlediğimde hayal alemine gidiyorum iki dakikalığına. Favorilerimden oldu, arşivimin nadide parçalarından biri artık.
Son zamanlarda fazla geyik yapmadığımı fark ettim. Ama bundan hiç rahatsız değilim, hatta gayet iyi. Ne çok cıvık, ne de çok ciddi şeyler yazıyorum. Ortası gayet güzel, tatminkar. Yeni yaşımda daha ciddi olacağım sanki. Bu zamana kadar Metropol Günlüğü’nü de cıvıklaştırmadım, böyle de devam edeceğim.
Ayrıca harika mailler aldım, onlardan da bahsedeyim biraz. İnsanlara dolaylı da olsa güzel bir şekilde yol göstermişim, bu beni feci mutlu etti. 5 tane mail aldım blogumla ilgili şu Ekim ayında, hepsi de benim çok mutlu etti. Ben bunu doğru yapıyormuşum hissi kafamda daha belirgin bir şekilde canlandı. O yüzden aynı şekilde devam edeceğime emin olabilirsiniz. Ve ben de sizlere zaman ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum.
Kısa zamanda blogumun 200.000’i geçmesi diğer bir mutluluğum. Yazdığım şeylerin geniş kitlelere ulaştığını düşünmek çok keyif verici. Ben Twitter’a ilk katıldığım zamanlarda birisi müzik blogunun 200 bin’i geçtiğini yazmıştı. “Oha” demiştim, adamın nasıl bu kadar ziyaretçisi olmuş diye şaşırmıştım. Şimdi benim blogumda geçti, hiç hayal etmezdim. Ayrıca blogu olmayan arkadaşlar, siz de başlayın derim. Gerçekten blog yazmak keyifli bir iş, ben oldukça zevk alıyorum. Getirisi de oldukça fazla… Şimdilik ben kaçıyorum, ama yakın zamanda yeni yazılarla yine burada olacağım.
